Bir web sitesi yaptırıyorsunuz. Tasarımcıya "Bana öyle bir şey yap ki rakiplerin gözü yaşarsın, ekranı kaydırınca kuşlar uçsun, butonlar dans etsin" dediniz. Harika bir bütçe harcandı, site yayına girdi. Herkes siteyi överken bir sorun var: Kasa çalmıyor. Neden? Çünkü müşteri o uçan kuşların arasında "Satın Al" butonunu bulamıyor.
İşte Kullanıcı Deneyimi (UX) tam olarak budur. Eğer bir site Louvre Müzesi'ndeki bir tablo kadar güzel görünüyorsa ama içine giren kişi kapıyı bulamayıp çıkamıyorsa, o site ticari bir faciadır.
1. "Hover" Fetişi ve Görünmez Menüler
Fareyi (mouse) üzerine getirmeden ne olduğu anlaşılmayan gizemli ikonlar, ekranda saklambaç oynayan menüler... Sevgili markalar, müşterileriniz sizinle Define Avı oynamak istemiyor. Özellikle mobil cihazlarda "hover" (üzerine gelme) efekti diye bir şey yoktur. Neyin nerede olduğu kabak gibi ortada olmalıdır.
2. Okunamayan Havalı Fontlar Sorunsalı
Açık gri bir arka planın üzerine, 12 punto inceliğinde, ekstra estetik (ama okunmayan) bir el yazısı fontu mu seçtiniz? Tebrikler, sitenizi ziyaret edenlerin %60'ını oluşturan gözlüklü ve 35+ yaş kitlenizi anında kaybettiniz.
Estetik elbette önemlidir ancak Erişilebilirlik (Accessibility) her şeyden önce gelir. Yüksek kontrast ve okunaklı fontlar, UX'in anayasasıdır.
"Kaydırma" (Scroll) Tembelliği
Kullanıcılar web sitesinde metin okumazlar, sadece "tararlar" (scan). Destan gibi yazılmış blok metinleri kimse okumaz. İçeriği küçük paragraflara, kalın (bold) başlıklara ve hap bilgilere bölün. İnsanların gözünü yormayın.
3. Çıldırtan Pop-Up Yağmurları
Kullanıcı daha siteye adımını atalı 2 saniye olmuş:
- "Bültenimize üye ol!"
- "Çerezleri kabul et!"
- "Bildirim göndermemize izin ver!"
- "Canlı destek: Size nasıl yardımcı olabilirim?"
Adeta dijital bir dayak yiyen kullanıcı aradığını bulmadan arkanıza bile bakmadan kaçar. Ziyaretçinize önce bir nefes aldırın, değeri sunun, teklifinizi sonra yapın.
Sonuç Olarak...
UX (Kullanıcı Deneyimi), tasarımın "ne kadar güzel göründüğü" ile değil, "nasıl çalıştığı" ile ilgilenir. Her bir pikselin, boşluğun ve rengin bir amacı olmalıdır. Müşterinizi düşündürmeyin. Onu elinden tutup nazikçe kasaya (veya iletişim formuna) doğru yönlendiren, pürüzsüz bir dijital otoban inşa edin.
