Hepimizin tanıdığı o meşhur şirket sahibi profili: "Ya bizim yeğen bilgisayardan çok iyi anlıyor, Canva'dan 5 dakikada harika bir logo indirdi, adımızı da yazdık bitti gitti!" Ve bu cümlenin ardından kurulan o işletmenin ömrü, maalesef yeğenin hevesi kadar kısa oluyor.
Bir logo, marka demek değildir. Logo sadece bir yüzdür; marka ise o yüzün arkasındaki karakter, ses tonu, vaat ve duruştur. Apple'ı Apple yapan şey sadece ısırılmış bir elma çizimi midir? Elbette hayır.
1. Kurumsal Kimlik vs. "Aman Abi Mavi Olsun"
Renklerin çok derin bir psikolojisi vardır. Fast-food zincirleri neden hep kırmızı ve sarıdır? Çünkü kırmızı iştah açar, sarı acele ettirir (Hadi ye ve kalk). Güvenlik şirketleri ve bankalar neden mavidir? Çünkü mavi güven ve otorite hissi verir.
Peki sizin markanızın rengi neden "Lacivert"? Patron çok seviyor diye mi? Renk paletiniz, tipografiniz ve görsel diliniz sizin hedef kitlenizle konuştuğunuz sessiz bir dildir. Yanlış renk seçimi, takım elbiseyle plaja gitmek kadar uyumsuzdur.
2. Marka Sesi (Brand Voice): Nasıl Konuşuyorsunuz?
Müşterinizle sosyal medyada, web sitenizde veya ambalajınızda nasıl bir tonda iletişim kuruyorsunuz?
- Otoriter ve Ciddi mi? (Hukuk büroları, B2B finans şirketleri)
- Eğlenceli ve İsyankar mı? (Enerji içecekleri, genç giyim markaları)
- Samimi ve Arkadaşça mı? (Butik kafeler, doğal kozmetik ürünleri)
Bir gün "Sayın Müşterilerimiz" diye mail atıp, ertesi gün Instagram'da "Naber kankalar" diye post çıkıyorsanız, markanızda ciddi bir kişilik bölünmesi (şizofreni) var demektir.
Tutarlılık (Consistency) Kraldır
Dünyanın en iyi logosunu da yaptırsanız, bunu her platformda farklı yamultarak kullanırsanız marka algınız sıfırlanır. Instagram'da farklı pembe, web sitesinde farklı pembe, tabelada bambaşka bir pembe olmaz. Marka rehberiniz (Brand Guidelines) sizin anayasanızdır, değiştirilemez!
3. "Lovemark" Olmak (Aşık Olunan Marka)
Bazı insanlar neden aynı kalitede bir kahveye X kafesinde 50 TL verirken, o meşhur yeşil logolu kafede 150 TL verip bir de üzerine karton bardağın fotoğrafını çekerek hikaye atar? Çünkü o bardağı elinde tuttuğunda hissettiği bir "aidiyet" vardır.
İnsanlar sadece ürün satın almazlar; hikaye, statü ve duygu satın alırlar. Markanız insanlara ne hissettiriyor?
Günün Sonunda...
Markalaşmak, bir maratondur. Logonuzu 500 liraya "hazır şablonlardan" seçerek temelinizi çürük atarsanız, üzerine çıkacağınız katlar en ufak rüzgarda çökecektir. Gerçek bir hikayeniz, sağlam bir görsel kimliğiniz ve net bir duruşunuz yoksa, sadece "sıradan bir dükkan" olarak kalırsınız.
